
7. yıla girilen yazmadan ifade etme dönemi haliyle sonlanıyor.
Az bir sürenin çoğunu döndürmeye yettiği boşluktaki dünyamızda..
Yazmadım ama sustum da sayılmam.
Kalbim çalıştı, kelimeler bekledi.
Göğün en üzerinde asılı duran jüpitere bakılarak geçilen uzun süre..
Süreç?
Süregelen yanındaki iki minik yıldızın akşamıma bağladığı balon göğü çoktan deldi.
Ben, içimdeki havanın hafifliğiyle gök kubbeye çoktan ulaştım
Bir baba göğe hafiflerken
kimse fark etmez.
Fark etmedi de..Fark etmez.
Konu komşu kimse ayaklanmadı, muhalefet bile sessiz kaldı.
Gök ile yer arasında bir alanda evladımın kahkahalarını arayışım sonlanmadı.
Kahkahası..
hiçbir kafiyeye ihtiyaç duymayan bir uyak mübarek..
İnsan bazen sesi değil,
yankıyı büyütür içinde.
Sevmenin dili varmış.
Ama yazıya gelmezmiş, değmezmiş de.
Yenisi ve eskisi arasında yapmakta olduğum her şeyin sonu, onlanamadı.
Onsuzlaşmak.
Onsuzlaştı..
Eksiklik takvim tutmaz.
Her gün birazdır.
Tunçbileklerin sazın her telindeki tınıyı yüzüme çevirmesi de
Güzel bir parfümün kokusunun suratıma çarpması da
Babamın güzel yanaklarıma şiddetli tokatları da
Taşralı zenginin suratına cehaletinin vurulması da aynı etkideydi
Etki kısmiydi..
Tepki ise muğlak.
Yolda ve hayatta yürümenin sessizliği arasında bir fark varsa
Bu fark benden mi yaradıcının kurgusundan mı?
Yürümek uzaklaşmak mı yakına varmak mı?
Kime ve nereye yürüdüğümüzü bilmediğimiz;
Arkamızda ailemizin çelik iradesini hissedemediğimiz,
Ecelsiz ve zamansız bir döngünün ilerleyişindeyiz.
Çeltik tarlasındaki çentiklerin 41'ini çoktan geçtim.
Gideceğim, ulaşacağım, uzaktan bakacağım ne kaldı ben bilmem
Ben hayatı da bilmem. Öğreten olmadı
Öğrenemedim de.
Ben de sanırım evladıma toplumun öğrettiğinden fazlasını öğretemedim.
Bilebildiğim ve içimden gitmeyen tek his "Güzel bir annenin evladı olduğum"
Eksikliğin 1 martlarda değil, 1 Mayıs, 31 Haziran, 1 Ocak gibi gereksiz bir çok tarihte de hatırlandığı ,
Gönlümün boğukluğu, başıboş köpeklerin sokaklardaki yerini !zorunlu! terkedip yerini bana bıraktığı,
Soluğun ciğerlerden bir anda çekildiği, yürümenin, akışa kapılmanın nefessiz gıdım bile ilerlemediği,
Biraz hain, biraz hissiz, kısmen de tutkusuz ve hukuksuz yaşamımız kutlu olsun!
İnsanın her gün biraz daha kızardığı, ölüme yaklaştığı bir anı onu doğuranlarsız kutlaması gibi
Uzay boşluğunda savrulan dünyaya çivi çakıp çatı yapmaya çalışmamız gibi
Tuhaf ve masum..
Ölmediğimiz, fakat ölüm şüphemizin her dakika yanımızda bizimle yol aldığı tüm anımızda
Masumluk karinemizden bahsetmek
Tam da burada zuhur ediyor..
Şükürler olsun..

















